Bilim

Ermenistan’ın yüksek teknoloji alanındaki 2026 Devlet Ödülü sahibi Kam Ghaffarian ile röportaj: “Umarım bir gün bir Ermeni’yi uzaya gönderirim”

15 dakikalık okuma

Ermenistan’ın yüksek teknoloji alanındaki 2026 Devlet Ödülü sahibi Kam Ghaffarian ile röportaj: “Umarım bir gün bir Ermeni’yi uzaya gönderirim”

Güneş Sistemi dışındaki bize en yakın yıldız olan Proxima Centauri, Dünya’dan dört ışık yılından daha uzakta bulunuyor. Günümüz uzay araçlarının ulaşabildiği hızlarla oraya varmak binlerce yıl alacak. Ancak İran doğumlu Amerikalı mühendis ve girişimci Kam Ghaffarian, kariyerinin büyük bölümünü iddialı fikirleri teknolojik projelere dönüştürmeye adamış biri olarak, böyle bir yolculuk için çok daha kısa bir süre öngörüyor: yalnızca altı ay.

Bu iddia modern fizik anlayışıyla çelişiyor. Bir insanın yalnızca altı ayda Proxima Centauri’ye ulaşabileceği yönündeki bu açıklamanın, bilimsel hesaplamalarla desteklenmesi, bağımsız bilimsel incelemeden geçmesi ve nihayetinde deneylerle doğrulanması gerekiyor. Bununla birlikte söz konusu iddia, Ghaffarian’ın hedeflerinin büyüklüğünü ve sınırları yeniden tanımlama arzusunu ortaya koyuyor.

Kam Ghaffarian, yüksek teknoloji alanında dünya çapında katkı sunanlara verilen 2026 yılı Ermenistan Devlet Ödülü’nü almak üzere önümüzdeki günlerde Erivan’a gelecek. Uzun yıllara yayılan çalışmaları, nükleer enerji alanındaki yenilikçi çözümlerin geliştirilmesinden ticari uzaycılığın ilerletilmesine kadar geniş bir alanı kapsıyor.

X-energy şirketinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olan Ghaffarian, hem Dünya’ya —özellikle yeni inşa edilen yapay zekâ veri merkezlerine— hem de uzay araştırmalarında kullanılan araçlara enerji sağlayabilecek nükleer teknolojiler geliştirmek için çalışıyor.

Kurucu ortaklarından olduğu bir diğer şirket Axiom Space ise Uluslararası Uzay İstasyonu’nun planlanan hizmet ömrünün sona ereceği on yılın sonuna kadar ticari bir uzay istasyonu kurmayı hedefliyor. Ghaffarian, yine kurucu ortaklarından olduğu Intuitive Machines aracılığıyla Ay’ın ticari keşfinde yeni bir dönemin başlamasına öncülük etti. Şirketin Odysseus adlı Ay iniş aracı, Şubat 2024’te Ay’a başarılı bir yumuşak iniş gerçekleştiren ilk ticari uzay aracı oldu. Ayrıca 1972’deki Apollo 17 görevinden bu yana Ay yüzeyine ulaşan ilk Amerikan uzay aracı olarak tarihe geçti.

Kam Ghaffarian’ın uzaya duyduğu ilgi çok daha önce, çocukluk yıllarında, Apollo 11’in Ay’a inişine tanıklık etmesiyle başladı. Bu olay, mesleki yolunu seçmesinde büyük rol oynadı. Aradan geçen onlarca yılın ardından çocuklukta başlayan bu ilgi, uzayı daha erişilebilir kılmak, yeni enerji kaynakları geliştirmek ve nihayetinde insanlığı Güneş Sistemi’nin sınırlarının ötesine taşımak gibi büyük bir hedefe dönüştü.

İspanya’nın Tenerife Adası’nda düzenlenen STARMUS VIII Festivali kapsamında Armenpress’e verdiği röportajda Ghaffarian, Ermeni bir astronotu uzaya gönderme olasılığı hakkında da konuştu ve bu iddialı projenin hayata geçirilmesine katkı sunabileceğini söyledi. Ghaffarian’a göre bu, Ermenistan için yalnızca önemli bir teknolojik başarı değil, aynı zamanda koca bir nesle ilham verecek bir gelişme olabilir.

– Soyadınızı görünce bu fırsatı değerlendirmeden geçemedim. Ermeni kökenleriniz var mı?

– Sanırım var. İran’da doğdum, İranlıyım elbette ama ailemin bazı üyelerinin Ermeni kökenli olduğunu düşünüyorum. Ghaffarian soyadımın nedeni de bu. Bu yüzden Ermenistan’ı ziyaret etmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

– İnsanların uzayda yaşayacağı ve çalışacağı bir gelecek için yatırım yapıyorsunuz. Bugünden bakıldığında bu ihtimal ne kadar gerçekçi? Ne zaman gerçeğe dönüşebilir?

– İnsanların uzayda yaşayacağı ve çalışacağı bir ortam oluşturacağımız son derece gerçekçi. Üstelik bu, düşündüğünüzden çok daha yakın bir zamanda gerçekleşecek. İnsanlar zaten 26 yıldır uzay istasyonunda yaşıyor. Ben de uzay istasyonunun kurulmasına katkıda bulunan kişilerden biriyim. Astronotlar Houston’la bağlantı kurup “Houston, bir sorunumuz var” ya da başka bir şey söylediklerinde onlara yanıt verenler benim şirketimin çalışanlarıydı.

Bu alan çok hızlı gelişiyor. Önümüzdeki dönemde çok daha fazla insanın düzenli olarak uzayda yaşayacağını ve çalışacağını düşünüyorum.

– Uzay istasyonundan söz ettiniz. Uluslararası Uzay İstasyonu’nun 2030 yılının sonuna kadar faaliyetlerini durdurması bekleniyor. Axiom Space, ticari bir uzay istasyonu kurmak için çalışıyor. Bu yeni istasyonun başlıca kullanıcıları kimler olacak? Farklı ülkelerin hükümetleri mi, bilim insanları mı, yoksa yörüngedeki yaşamı bizzat deneyimlemek isteyen özel kişiler de mi?

– Saydığınız tüm kesimler. Çok sayıda hükümetle iş birliği yapacağız. Bugün Uluslararası Uzay İstasyonu’nun faaliyetlerinde NASA aracılığıyla ABD, Rusya, Avrupa ülkeleri, Japonya ve Kanada yer alıyor. Ancak gelecekte uzay istasyonu Axiom Space gibi özel şirketlere ait olacak. Farklı müşterilere hizmet sunacağız. ABD başlıca müşterilerimizden biri olacak ama umarım müşterilerimiz arasında Avrupa ülkeleri, Ermenistan ve daha birçok devlet de yer alır.

Umarım bir gün bir Ermeni’yi de uzaya gönderirim. Daha önce bir Türk astronotu uzaya gönderdim. Biliyorsunuz, bir astronotun uzaya gönderilmesi bütün bir halka ilham veriyor.

Ermenistan’ı ziyaret ettiğimde hükümeti, bir Ermeni’yi uzaya göndereceklerini açıklamaya ikna etmeyi umuyorum. Bunun finansmanı hükümet tarafından sağlanacak ve ben de bu girişime destek olabilirim.

Gelecekte tüm hükümetler bizden hizmet satın alabilecek. Ancak faaliyetlerimiz ticari nitelikte de olacak. Çünkü Dünya’da üretilmesi mümkün olmayan bazı ürünleri uzayda üretmeyi planlıyoruz. Ayrıca özel astronotlar da uzaya gidecek. Uzay istasyonu, Güneş Sistemi’nin diğer noktalarına yapılacak yolculuklar için bir platform hâline gelecek.

– Sizce hükümetlerden bağımsız ticari uzay araştırmaları ne zaman mümkün olacak? Bugün sektördeki şirketlerin çoğu devlet sözleşmelerine veya ortaklıklarına bağlı. Özel şirketlerin tamamen bağımsız faaliyet gösterebildiği bir gelecek hayal edebiliyor musunuz?

– Bence evet. Devletin müşteriniz olması bir sorun değil. Örneğin Apple veya Google ticari şirketlerdir ve devlet de müşterilerinden biridir. Havayolu şirketleri de ticari kuruluşlardır ancak devlet onların hizmetlerinden yararlanabilir. Gelecekte uzay sektöründe de aynı durum yaşanacak. Biz ticari bir şirket olacağız ve devlet müşterilerimizden biri olacak, ancak tek müşterimiz olmayacak.

– Yeniden Axiom Space’e dönelim. Tamamen sıfırdan yeni bir uzay istasyonu mu inşa etmeyi planlıyorsunuz, yoksa yörüngede hâlihazırda bulunan altyapılardan yararlanacak mısınız?

– Hayır, her şeye sıfırdan başlıyoruz. Bu yönde çalışmalarımız zaten devam ediyor.

– Çalışmalar başladı mı?

– Evet. Her şeyi biz inşa ediyoruz. Uzay istasyonumuzu 2028-2029 yıllarında fırlatmayı planlıyoruz.

– Peki, ne kadar büyük olacak?

– Mevcut uzay istasyonu modüler olmayan bir sistemle inşa edildi. Bizim tasarladığımız istasyon ise modüler olacak. Her modül bağımsız bir birim niteliği taşıyacak. Birbirine Lego parçaları gibi bağlanan 50, 60, hatta 100 modüle sahip olabiliriz. Modüller birbirine bağlı olacak ancak içlerinden biri arızalanırsa onu yörüngeden çıkarıp yerine başka bir modül gönderebileceğiz.

– Görevlerinizi gerçekleştirmek için SpaceX gibi şirketlerle iş birliği yapacak mısınız?

– Evet, elbette. SpaceX’in hizmetlerinden zaten yararlanıyoruz ancak çok sayıda başka şirketle de iş birliği yapacağız.

– Sizce insanlığın uzay araştırmalarındaki nihai hedefi ne olmalı?

– İnsanlığın nihai hedefinin başka yıldızlara ulaşmak olması gerektiğine inanıyorum. Yalnızca Güneş Sistemi içinde hareket etmekten değil, onun ötesine geçmekten söz ediyorum. İnsanlığın kaderi yıldızlararası bir uygarlığa dönüşmek. Nihai hedef bu.

– Ancak mevcut teknolojilerle bu mümkün değil.

– Bu mümkün, yalnızca mühendisliği ve bilimi geliştirmek için daha fazla zamana ihtiyacımız var.

– Fakat bu tek yönlü bir yolculuk olacak, değil mi?

– Hayır, uygun teknolojileri geliştirebilirsek böyle olmak zorunda değil. Örneğin bize en yakın yıldız olan Proxima Centauri’ye ulaşmak istersek, yaklaşık 4,25 ışık yılı uzaklıkta olduğunu hesaba katmalıyız. Galaksimizin bir ucundan diğer ucuna olan mesafe ise yaklaşık 100 bin ışık yılı.

Nükleer teknolojiler kullanırsak yolculuk yaklaşık 2 bin yıl sürer. Termonükleer füzyon teknolojilerini kullanırsak bu süre yaklaşık 100 yıla inebilir. Biz ise bu mesafeyi yalnızca altı ayda kat etmemizi sağlayacak bir teknoloji geliştirmek istiyoruz.

– Bu gerçekten mümkün mü?

– Evet. Bu yönde çalışıyoruz.

– Uzay araştırmalarında sizi en çok ne heyecanlandırıyor?

– Uzayın insanlığı birleştirmesi ve insanların birbirine yakınlaşmasına yardımcı olması. Bence çok fazla bölünmüş durumdayız; farklı gruplara ayrılmışız. Her şey ayrışma üzerine kurulu: din, ülke, milliyet, siyasi görüşler... Beni heyecanlandıran, bütün insanlığı bir araya getirebileceğimiz ve aslında hepimizin tek bir bütün olduğumuzu anlayabileceğimiz düşüncesi.

– Ancak bu durumda bile siyasetin devreye girebileceğini düşünmüyor musunuz?

– Evet, ama yıldızlararası bir uygarlığa dönüşmek istiyorsak şunu hayal edin: Güneş Sistemi’mizin sınırlarının dışına çıkıyoruz. Samanyolu Galaksisi’nde 400 milyar yıldız var. Biz bunlardan yalnızca birinin etrafında dönüyoruz. Üstelik çok sayıda başka gezegen var ve bütün bunlar 100 bin ışık yılına yayılan bir alanda bulunuyor.

Diyelim ki galaksimizi geride bıraktık. Evrende bunun dışında iki trilyon galaksi daha var. İki trilyon! Bir düşünün.

Oğlum sekiz yaşındayken bir gün bana, “Baba, evren ne kadar büyük?” diye sordu. Ona Carl Sagan’ın sözleriyle yanıt verdim: Dünya’daki bütün okyanusları ve çölleri, buralardaki tüm kum tanelerini düşünün. Bütün Güneş Sistemi’miz, bu kum tanelerinden yalnızca biri kadardır.

Evrenin ne kadar sınırsız olduğunu bir düşünün. Bence insanlığın kaderi onu keşfetmek, araştırmak ve ona doğru yola çıkmak.

Makaleyi şu dilde oku: EnglishՀայերենРусский
AREMNPRESS

Ermenistan, Yerevan, 0001, Abovyan 9

fbtelegramyoutubexinstagramtiktokdzenspotify

Herhangi bir materyalin diğer medyada tam veya kısmen olarak yeniden üretilmesi için Armenpress haber ajansından yazılı izin almak gerekmekte.

© 2026 ARMENPRESS

Created by:MATEMAT