Mirzoyan: “Yarın sabah uyanıp haberlerde ‘Ermenistan-Türkiye sınırı açıldı’ başlığını görebiliriz”

12 dakikalık okuma

13 Ekim’de Varşova Güvenlik Forumu kapsamında Ermenistan Dışişleri ve Uluslararası Ticaret Bakanı Ararat Mirzoyan, AB’nin genişleme perspektiflerine ilişkin “Yarı Hazır mı, Yoksa Adım Adım Yaklaşım mı? AB’nin Genişlemesini Yeniden Değerlendirmek” başlıklı panel tartışmasına katıldı.

Panelin açılış konuşmasını Karadağ Cumhurbaşkanı Jakov Milatović yaptı. Tartışmaya Litvanya Dışişleri Bakanı Kęstutis Budrys ve Romanya Dışişleri Bakanı Oana-Silvia Țoiu da katıldı.

Moderatör: Teşekkür ederim. Şimdi sözü Bakan Mirzoyan’a vermek istiyorum. Bunun bir zorunluluk olduğunu, uzun ve oldukça karmaşık bir süreçten söz ettiğimizi duyduk. Yerevan’ın bakış açısından, ülkeniz ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde oldukça olumlu bir ivme söz konusu. Avrupa’ya doğru ilerleyen bu trene bindiğinizde, varış noktanızın neresi olduğunu söyleyebilir misiniz? Sizin için nihai hedef nedir?

Ararat Mirzoyan: Herkesi selamlıyorum. Öncelikle mevcut durumu anlatarak başlamak istiyorum.

Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz benzeri görülmemiş ölçüde derin ve yakın. Bu ilişkiler, daha önce görülmemiş genişlikte bir alan ve yön yelpazesini kapsıyor. Vize serbestisi konusunda bir diyaloğumuz var. Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki durumu gözlemleyen AB Gözlem Misyonu ülkemizde faaliyet gösterdi ve hâlen faaliyetlerini sürdürüyor. Yakın zamanda, geçici nitelikte olmakla birlikte sürekli esasla çalışan ve hibrit tehditlerle mücadelemize destek veren ikinci bir misyonu da kabul ettik.

AB üyeliğine aday bir ülke olmamamıza rağmen özerk ticaret tedbirlerinden yararlanma imkânı elde ettik. En güncel gelişme şu: AB, Ermenistan’ın ihracat pazarlarını çeşitlendirmesine destek olmak amacıyla özerk ticaret tedbirlerini kabul etti. Ayrıca Avrupa Birliği ile, dünyanın farklı bölgelerinde yürütülen AB misyonlarına katılmamıza imkân tanıyacak bir anlaşma imzaladık.

Yine üyelik adayı olmamamıza rağmen Büyüme ve Dayanıklılık Planı kapsamında destek aldık. Avrupa Barış Fonu çerçevesinde de AB desteğinden yararlandık.

Dolayısıyla söz konusu olan yalnızca siyasi diyalog, ekonomi veya ticaret alanlarındaki destek değil. Güvenlik, dış politika ve başka alanlar da bu ilişkinin bir parçası.

Bütün bunları, Avrupa Birliği ile birlikte sürekli yeni ufuklar keşfetme sürecinde olduğumuzu ve bu süreçte AB ile Ermenistan’ı giderek birbirine yakınlaştırmayı hedeflediğimizi göstermek için anlatıyorum.

Sorunuz, bu sürecin nihai hedefinin ne olduğu. Sizi hayal kırıklığına uğratmaktan çekiniyorum ama bence bunu kimse bilmiyor. Ne Ermenistan ne Avrupa Birliği ne de üye ülkeler.

Gerçek durumu açıklamama izin verin. Ermenistan’da, tamamen dürüst olmak gerekirse, AB üyeliğine ilişkin ciddi tartışmalar henüz yeni başladı. 2025 baharında Ermenistan’ın Avrupa Birliği’ne katılım sürecinin başlatılmasına ilişkin yasayı kabul etmiş olsak da bu konuda henüz kapsamlı bir kamusal tartışma yürütmedik. Ermenistan tarafının bakış açısı bu.

Şimdi de AB’nin bakış açısına bakalım. Bu konuda bazı değerlendirmeleri zaten dinledik.

Bizim açımızdan son derece önemli olan üçüncü bir unsur daha var: Ermenistan’ın komşuları.

Komşularımızı sıralayalım. Azerbaycan: Yeni bir barış tesis ettik ve ikili ticarete başladık. Birbirimizin topraklarını taşımacılık ve transit geçişlere açıyor, bölgesel iletişim hatlarının önündeki engelleri kaldırıyoruz. Ancak çözülmesi gereken bir dizi hassas mesele hâlâ mevcut.

Batımızda Türkiye bulunuyor. Türkiye ile oldukça yoğun bir diyalog yürütüyoruz. İlişkilerimizi normalleştirmeye çalışıyoruz, ancak sınır hâlâ kapalı.

Güneyimizde, karmaşık bölgesel koşulları, dinamikleri ve sorunlarıyla İran yer alıyor. Kuzeyimizde ise Gürcistan ve Rusya bulunuyor.

Rusya konusunda, olası tepkiyi ve bu ülkeyle ilişkilerimizin kendine özgü niteliğini tahmin edebilirsiniz. Tarihsel olarak çok yakın ilişkilerimiz oldu ve bugün de güçlü bağlarımızı koruyoruz. Ancak Rusya’dan gelebilecek olası tepkinin uygun şekilde yönetilmesi gerekiyor. Kimse yeni düşmanlar edinmek istemiyor. Bizim de herhangi bir üçüncü tarafa zarar verme gibi bir amacımız yok.

Gürcistan’a gelince, ülke AB ile bütünleşme yolunda ilerlemeyi sürdürseydi durumun ne kadar kolay olabileceğini düşünün. Bu, önemli bir fark yaratır ve bu platformda dışişleri bakanıyla yapacağımız tartışmanın niteliğini de değiştirirdi.

Dolayısıyla temel soruya dönersek, bence nihai hedefi kimse bilmiyor. Ancak iyi haber şu ki, en azından benim izlenimime göre, hem Ermenistan hem Avrupa Birliği ve üye ülkeler bu süreçten memnuniyet duyuyor. Öyleyse bu sıcak ilişkilerin tadını çıkaralım, yeni fırsatları ve iş birliğinin yeni boyutlarını keşfedelim. Gelecekte bir noktada da birlikte oturup “evlenmeli miyiz, evlenmemeli miyiz?” diye değerlendirebiliriz.

Moderatör: Çok teşekkür ederim. İngiliz İngilizcesinde “Önemli olan varmak değil, yolculuğun kendisidir” anlamına gelen bir ifade vardır. Avrupa Birliği’ndeki siyasi durumu göz önünde bulundurursak, belki de bu ifade oldukça yerindedir.

(...)

Moderatör: Bakan Mirzoyan, daha önce değindiğiniz bir konuya, Ermenistan’ın bölgesel ortamına ve komşularına geri dönmek istiyorum.

Ülkenizin Avrupa Birliği ile giderek güçlenen ilişkileri, verdiğiniz çok sayıda örnekte olduğu gibi, Azerbaycan veya Türkiye ile ilişkilerinizde olumlu değişimleri teşvik eden bir unsur ya da araç olabilir mi? Bu ilişkiler komşularınızla bağlarınızı güçlendirmenize nasıl yardımcı olabilir?

Ararat Mirzoyan: Açık ve dürüst cevabım şu: Bu iki mesele birbiriyle o kadar yakından bağlantılı olmayabilir. Çünkü her durumda komşularımızla ilişkilerimizi geliştirmeyi sürdüreceğiz. Bu, Avrupa politikamızın ya da Avrupa hedeflerimizin bir sonucu değil.

Diğer yandan, hedefimiz Avrupa Birliği’nin tam üyesi olmaksa komşularımızla sorunlarımızın veya çatışmalarımızın bulunmasının bu süreci muhtemelen engelleyeceğini kabul etmeliyiz.

Aynı zamanda Karadağ Cumhurbaşkanı’nın son birkaç dakika içinde söylediklerine de dikkat etmeliyiz. Karadağ, tüm müzakere fasıllarındaki gereklilikleri yerine getirdi. Bütün maddeler, alt maddeler ve hatta onların altındaki ayrıntılar için gerekli işaretlemelere sahip. Ancak sonuçta bunun her zaman siyasi bir karar olduğunu kabul etmeliyiz. Peki, Karadağ konusunda siyasi karar nerede?

Ermenistan’ın kendi adımlarını planlarken bu durumu analiz etmesi açısından bu son derece önemli. Ayrıca Litvanya Dışişleri Bakanı’nın kararların kapalı kapılar ardında, perde arkasında nasıl alındığına ilişkin değerlendirmelerini de dinledik. Bunlar da bizim karar alma sürecimiz açısından önemli hususlar.

Sorunuza dönersem, her koşulda ilişkilerimizi geliştirmeyi sürdüreceğiz ve hedefimize neredeyse ulaşmış durumdayız.

Azerbaycan ile barışımız var, ancak atılması gereken birkaç adım daha bulunuyor.

Türkiye ile ilişkilerimizi normalleştirmeye çalışıyoruz. Sınır hâlâ kapalı, ancak bence süreç artık önemli ölçüde olgunlaştı. Öyle ki yarın sabah uyanıp haberlerde “Ermenistan-Türkiye sınırı açıldı” başlığını görmemiz hiç de imkânsız değil.

Moderatör: Umarız öyle olur. Bu olumlu mesajlar için hepinize teşekkür ederim.

(...)

Moderatör: Bakan Mirzoyan, son olarak ABD ve ülkenizin bulunduğu bölgedeki rolü hakkında ne söylemek istersiniz?

Ararat Mirzoyan: ABD-AB ilişkilerine dair değerlendirmeyi Avrupa Birliği ve ABD yetkililerine bırakmayı tercih ederim. Söyleyebileceğim şey şu: Benim ülkemde ve muhtemelen genel olarak Güney Kafkasya’da, iki tarafın çıkarları birbiriyle çelişmiyor; aksine, son derece iyi bir iş birliği yürütüyorlar.

Bildiğiniz gibi ABD, Güney Kafkasya’da, özellikle Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ulaşım bağlantılarının açılması ve bölgedeki iletişim hatlarının önündeki engellerin kaldırılması sürecinde önemli ölçüde rol oynuyor. Bu, örneğin Portekiz ile Çin, Batı ile Doğu arasında ulaşım ve taşımacılık açısından önemli bir bağlantı noktası olacak.

Avrupa Birliği ve üye ülkelerinin de bu süreçten yarar sağlayacağını düşünüyorum.

Dolayısıyla Güney Kafkasya’daki ulaşım bağlantılarının açılması konusunda çok sayıda ülkenin ve güç merkezinin çıkarları örtüşüyor.

Türkçe English Français Հայերեն Русский