Safrastyan: ABD, Türkiye ve İsrail arasındaki gerilimi hâlâ kontrol edilebilir düzeyde tutabilir
6 dakikalık okuma
Türkolog ve Ermenistan Ulusal Bilimler Akademisi üyesi Prof. Dr. Ruben Safrastyan, Türkiye ile İsrail arasında giderek derinleşen gerilimin jeopolitik bir arka plana sahip olduğunu belirterek, ABD'nin Orta Doğu'daki varlığını azaltmaya hazırlandığını, bu nedenle iki bölgesel güç olan Türkiye ve İsrail'in ortaya çıkacak boşluğu doldurmak için rekabet ettiğini söyledi.
Safrastyan, Armenpress'e verdiği demeçte, ABD'nin iki önemli müttefiki olan Türkiye ile İsrail arasındaki gergin ilişkileri değerlendirdi ve bu çerçevede Washington'un iki müttefikine karşı dengeli bir politika izleyip izleyemediği sorusuna da değindi.
"Bahsettiğimiz jeopolitik rekabet, kaçınılmaz olarak ABD'yi de ilgilendiriyor. Bu nedenle burada kendine özgü bir üçgen oluşmuş durumda. ABD'nin Türkiye ile İsrail arasındaki çatışmayı tamamen sona erdirip erdiremeyeceğini ya da en azından yumuşatıp yumuşatamayacağını zaman gösterecek. Ancak şu aşamada Washington'un bu yönde ciddi bir çaba içinde olduğunu söylemek zor. Öte yandan Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim henüz kritik bir eşiğe ulaşmış değil, her ne kadar böyle bir ihtimal giderek güçleniyor olsa da" dedi.
Safrastyan, geçmişte Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan krizleri de hatırlatarak, ABD'nin iki müttefiki arasındaki ciddi anlaşmazlıkları önlemekte başarısız olduğu ve taraflar arasında doğrudan askeri çatışmaların yaşandığı dönemlere işaret etti.
"Bugünkü Türkiye-İsrail gerilimi elbette o dönemde Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan seviyeye ulaşmış değil. ABD hâlâ bu gerilimi kontrol edilebilir sınırlar içinde tutabiliyor. Ancak bunun farklı bir boyuta taşınması ihtimali de bulunuyor. Örneğin, her iki ülkenin de hayati çıkarlarının bulunduğu Suriye sahasında gerilim daha da tırmanabilir. Dolayısıyla mevcut anlaşmazlıkların askeri çatışmaya dönüşme ihtimalinden söz etmek mümkündür. Nitekim dünyanın çeşitli analiz merkezleri de bu senaryoyu ihtimal dışı görmüyor" ifadelerini kullandı.
Safrastyan'a göre jeopolitik rekabet tüm sertliğiyle sürse de, bunun kritik bir noktaya ulaşmasını engelleyebilecek bazı faktörler de mevcut.
"Örneğin petrol, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden Türkiye'ye geliyor ve buradan İsrail'e ulaştırılıyor. Dolayısıyla Türkiye ile İsrail ne kadar karşı karşıya gelirse gelsin, ekonomik bağlarını tamamen koparmıyorlar. Bu unsur da göz önünde bulundurulmalı. Bu nedenle ABD, iki müttefiki arasındaki gerilimi şimdilik yönetilebilir düzeyde tutmayı sürdürebilir" dedi.
Safrastyan, İsrail açısından son dönemde en tartışmalı başlıklardan biri haline gelen ABD-Türkiye F-35 savaş uçağı satışına ve bu konuda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, kısa süre önce ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede dile getirdiği itirazlara da değindi.
Safrastyan, ABD ile Türkiye arasında F-35 savaş uçaklarının satışına ilişkin anlaşmanın büyük ihtimalle hayata geçirilemeyeceğini, çünkü Washington'daki siyasi çevrelerde bu konuda ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu ifade etti.
"Trump'ın yaklaşımı elbette önemlidir. Ancak burada belirleyici olan yalnızca İsrail'in tutumu değil; ABD'nin resmi politikası ile ülke içindeki farklı güç odaklarının ve siyasi grupların yaklaşımlarıdır. Bana göre bu anlaşma gerçekleşmeyecektir. Çünkü mesele, Türkiye'nin daha önce Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemleriyle doğrudan bağlantılıdır. Ankara bu sistemlerden henüz vazgeçebilmiş değil. ABD'nin açık talebi, Türkiye'nin öncelikle S-400'lerden kurtulması yönündedir. Ancak bundan sonra F-35 satışının yeniden gündeme gelmesi daha gerçekçi olabilir. Türkiye, S-400'leri Kuzey Kore'ye satmak ya da Rusya'ya geri devretmek için bazı girişimlerde de bulundu. Ancak Washington, bu sistemlerin yeniden Rusya'ya satılmasına karşı çıkıyor. Dolayısıyla söz konusu anlaşmanın önünde hâlâ çözülememiş önemli sorunlar bulunuyor" değerlendirmesinde bulundu.