Sev Ohanian: Film yapımcısı olmamın tek nedeni Ermeni olmamdır

10 dakikalık okuma

Ermeni asıllı Amerikalı yapımcı ve senarist Sev Ohanian, 2010 yılından bu yana sinema alanında çalışmalarını sürdürüyor. Bireysel hikâyelerin yanı sıra ulusal azınlıkları, Ermeni toplumunu ve farklı kültürleri konu alan filmleriyle tanınan Ohanian, sinema aracılığıyla herkesin bu dünyada kendine ait bir yeri olduğunu anlatmayı amaçlıyor.

Komedi, dram ve gerilim unsurlarını bir araya getiren yapımları çok sayıda uluslararası ödüle layık görülen Ohanian, son olarak "Sinners" filmiyle Altın Küre ve Oscar ödüllerini kazandı.

Kısa süre önce Yerevan'da düzenlenen Altın Kayısı (Golden Apricot) Uluslararası Film Festivaline katılan Ohanian, festival kapsamında verilen "Usta" (Master) ödülüne layık görüldü. Ünlü yapımcı, bu ödülün kendisi için özel bir anlam taşıdığını söyledi.

Armenpress'in sorularını yanıtlayan Ohanian, kariyeri, Ermeni kimliği ve yeni projeleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

– Yıllar sonra yeniden Ermenistan'dasınız. Bu kez Oscar ve Altın Küre ödülleriyle döndünüz. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Benim için en önemli şey, film yapmak isteyen gençlerin bir Ermeni'nin bu ödülleri kazanabildiğini görmesi. Onların gurur duymasını istiyorum. Gittiğim her yerde Ermeni olduğumu söylüyorum ve Ermeni kuruluşlarıyla bağımı koruyorum.

Warner Bros, Universal ve Sony gibi stüdyolarla çalışıyorum ve onların da Ermeni olduğumu bilmelerini istiyorum.

Altın Kayısı Festivali'nde filmimin gösterimi için Warner Bros yüksek bir ücret talep etmişti. Ben şirket başkanını arayıp bunun Ermeni bir festival olduğunu söyledim ve ücretsiz izin vermelerini istedim. Bana, "Bunun senin ve Ermenistan için olduğunu bilmiyordum" dedi. O anda bunun benim için ne kadar önemli olduğunu anladılar.

Hedefim çalışmaya devam etmek ve daha büyük başarılara ulaşmak. Bütün Ermenilerin de şunu görmesini istiyorum: Ben yapabiliyorsam onlar da yapabilir.

Ben film yapımcısıyım ama her şeyden önce Ermeniyim. Yapımcı olmamın tek nedeni de Ermeni olmamdır. İlk filmlerimi izleyen, destekleyen ve bana inanan Ermeni halkıydı. O destek beni bugünlere taşıdı.

– Sinema insanlara ulaşmanın en etkili yollarından biri mi?

Kesinlikle. İnsan iyi bir hikâye izlediğinde, o hikâye onun bir parçası hâline geliyor.

Son yıllar Ermeniler için oldukça zordu. Ben siyasetçi ya da lider değilim; bu sorunları çözemem. Ama filmler çekebilirim ve dünyaya Ermenilerin ne kadar yetenekli, gururlu ve güçlü bir halk olduğunu gösterebilirim. Benim görevim de bu.

– Festival kapsamında Simon Abgaryan da Yerevan'daydı. Sizce Ermeni sanatçılar kimliklerini eserlerine daha fazla mı yansıtıyor?

Küçük bir halk olmamız aslında en büyük gücümüz. Çünkü bizi birbirimize daha çok bağlıyor.

Amerika'da birlikte çalıştığım Hintli bir arkadaşım var. Ona "Bir Hintliyle tanıştım" desem pek ilgisini çekmez; çünkü çok büyük bir topluluğun parçası. Ama biri bana "Bir Ermeniyle tanıştım" dediğinde çok heyecanlanıyorum. Onu bulmak, tanımak istiyorum. Çünkü onu kardeşim gibi görüyorum.

Belki küçük bir milletiz ama birbirimize daha fazla destek olabiliyoruz.

– İlk filminiz "My Big Fat Armenian Family", Ermeni aile yapısını anlatıyordu. Sizce Ermenistan'daki Ermeniler ile diasporadakiler arasında büyük fark var mı?

Bence farklı olmaları doğal.

Festivalde bu filmi yeniden gösterdik. Aradan 18 yıl geçti. Farklı yaşlardan insanlar filmi izledi ve Amerika'daki Ermeni aileleriyle Ermenistan'daki ailelerin aslında birbirine çok benzediğini söylediler.

Amerika'da göçmeniz ve gençler asimilasyon baskısıyla karşı karşıya kalıyor. İngilizce konuşmak, Amerikalılar gibi yaşamak istiyorlar. Ama benzer durum bugün Ermenistan'da da var. Gençler ebeveynleri gibi yaşamak istemiyor. Bu evrensel bir durum.

– Oğlunuz Aren'e Ermeni kimliğini nasıl aktarıyorsunuz?

Henüz üç yaşında. Evde onunla Ermenice konuşuyorum ve mümkün olduğunca birlikte vakit geçiriyoruz.

Henüz film izlemesine izin vermiyoruz. Hayal gücünü geliştirmesini istiyoruz.

Üç hafta sonra Ermeni okul öncesi eğitim kurumuna başlayacak. Bu beni çok heyecanlandırıyor.

En büyük hayalim, biraz büyüdüğünde onu Ermenistan'a getirmek. Uçağımız Yerevan'a indiğinde ilk düşündüğüm şey buydu.

– İlk filminizin çekimleri sırasında yaşadığınız ilginç bir anınızı paylaşır mısınız?

O filmi sinema okuluna gitmeden önce çektim. Nasıl film yapılacağını tam bilmiyordum; sadece anlatacak iyi bir hikâyem vardı.

İlk çekim gününe sabah 09.00'da başladık, ertesi gün saat 04.00'te bitirdik. Kız kardeşim 16, arkadaşım ise 17 yaşındaydı.

Filmin sonunda herkes sokakta bağırıyor, ağlıyor. Çekim bitince üç polis aracının geldiğini gördük. Polislerin yanına gidip film çektiğimizi söylemek istedim ama silahlarını doğrultup uzaklaşmamızı söylediler.

Meğer komşular bunun film çekimi olduğunu anlamamış. Sadece küçük bir kameram vardı ve herkes Ermenice bağırıyordu. Gerçek kavga sandıkları için polisi aramışlar.

Bizi oraya bir daha almamaya karar verdiler ama ertesi gün yine gündüz saatlerinde çekim yaptık.

O gün "Belki Tanrı bana sinemayı bırakmam gerektiğini söylüyordur" diye düşündüm. Ama vazgeçmedim.

– Senaryolarınızı birçok kişiye okutuyor ve görüş alıyorsunuz. Bu sizi kendi çizginizden uzaklaştırmıyor mu?

Ben sadece kendim için film yapmıyorum; dünyanın izleyeceği filmler üretmek istiyorum.

Bir komedi yazıyorsam gerçekten komik olup olmadığını, bir gerilim yazıyorsam izleyiciyi etkileyip etkilemediğini bilmek isterim.

İnsanlardan bana ne yapmam gerektiğini söylemelerini istemiyorum. Sadece yaptığım işin izleyici üzerindeki etkisini anlamaya çalışıyorum.

– Filmlerinizi izlediğinizde değiştirmek istediğiniz şeyler oluyor mu?

Her zaman oluyor. Bunun çok doğal olduğunu düşünüyorum.

– Daha önce iki yeni proje üzerinde çalıştığınızı söylemiştiniz. Son durum nedir?

Hollywood'da işler çok yavaş ilerliyor.

Henüz projeler hakkında fazla konuşmak istemiyorum. Çünkü her şeyin doğru zamanda açıklanmasını tercih ediyorum.

Özellikle Ermeni temalı iki proje benim için çok önemli. Eşim ve yapım ortağım Natalie ile birlikte bu projeler üzerinde çalışıyoruz.

Umarım birkaç yıl içinde bunun meyvelerini toplayacağız.

Röportajın sonunda Ohanian, Ermeni halkının desteğinin kariyerinde belirleyici rol oynadığını yineleyerek, yeni projeleriyle hem sinema dünyasında hem de Ermeni kimliğinin uluslararası alanda tanıtımında katkı sunmayı sürdürmek istediğini ifade etti.

Türkçe English Հայերեն Русский